Tarihte Bugün: Erdal KOCAKAYA

1973 Darıca -14.10.1992, Doğanşehir / Çavuşlu
Özgürlük için yola çıktı!
Erdal Kocakaya, Kürecik Darıca köyünde doğdu. Darıca, Malatya’ya 70, Elbistan’a 50 km uzaklıkta. Ankara yolu ile Elbistan yolunun kesiştiği kavşakta. Treni olmayan yol ağzı, tren istasyonu gibiydi. Gece gündüz yolcu hiç eksik olmazdı, şehirler arası otobüslerden inen yolcuların kalabilecekleri ne bir misafirhane ne de pansiyon gibi konaklama yerleri var. Gecenin geç saatlerinde uzak diyarlardan gelip Sinemili ve Alğas köylerine (Elbistan yöresi) gidebilmek olanaksızdı. Yapılan ilk şey; kalabilecekleri bir evin kapısını tıklatmak. Gecenin herhangi bir saatinde, bir ailenin kapısını çalan davetsiz misafirlere kapı açılır, dostluklar kurulurdu.
Darıca, Osmanlı döneminde bir ticaret güzergâhıydı. Kervan yolu buradan geçerdi. Akçadağ ve Elbistan’ı birbirine bağlayan sınırda Han vardı. Bilginler, gezginler, tüccarlar burada mola verip kimi Toroslardan Akdeniz‘e, kimi Binboğa Dağlarını aşarak Rumeli’ye giderlerdi. Han, yörenin en eski yapısıydı. Kalıntılarıyla şimdi virane halde. Kendilerine yeni ev yapanların hışmına uğrayan Han yıkılmış, taşlar sökülüp götürülmüş, anılar tarumar edilmiş.
Darıca, iki ziyaret arasında “kutsal” bir yerde. Yelekçe ve Düldül Atın Nalı ziyaretlerinin bulunduğu bu vadiye Bekiruşağı köyünden yaylacılar gelirmiş. Yaylacılar, pınar başlarında en az on iki kanatlı kıl çadırlarını kurar, büyük ve küçükbaş hayvanlarını merada otlatırlarmış.
Pınarların suyu, yazın soğuk, kışın ılıktır. İklim yapısı kışları karlı ve soğuk, yazları sıcaktı. Çiğdem, kardelen, nane, yemlik, kenger, kekik gibi bitki türleri, armut, alıç, rıxok, şilan kayısı gibi meyveler ve çeşit çeşit mantarlar yetişirmiş. Armutları bal gibi, alıçları her derde devaymış…
Berivanlar başlarına kofi, üstlerine zıbın, bellerine şal takar, peştamal giyerler, çocuklarını Kürtçe ninnilerle büyütürlermiş.
Erkekler, ayaklarında çarık, başlarında şapka bellerine şal takar, şalvar giyer;koyun, kuzu ve sığırlarına çobanlık ederlermiş.
1920’nin ikinci yarısından sonra yaylacılar, meraları sürmeye başlarlar. Buğday, arpa, nohut, mercimek gibi tahıllar ekilir, yerleşik hayata geçilir.
Darıca, Cumhuriyet döneminde yeni bir yerleşim alanı olarak köy statüsüne kavuşmuş.
Darıca’nın, ayrı bir muhtarlık olarak; Bekiruşağı (Bakiran) köyünden ayrılığı böyle gerçekleşir. Köyün ilk muhtarı İsso (Büyük İsmail İncedal). İkinci muhtar Halil Yücekaya (Ğıllo) ise 1970’in ikinci yarısına kadar kesintisiz en az yarım asır muhtarlık yapar.
Yol ağzı olarak bilinen ana asfaltın buluştuğu üçgenin üst tarafında, Kamo’nun değirmeni ve kahvesi, betonarme afet evleri ve son yıllarda yapılan kültürevi bulunuyor.
Yolun diğer yakasında birçok rivayete konu olan Asma var. Rahmetli Hıdır Türkmen’in bakkal dükkânı Köprübaşındaydı.yanı başında ilkokul, derenin öbür yakasında ise Erdal Kocakaya’nın doğduğu kerpiç ev yer alıyor.
Elbistan’a doğru Yukarı Darıca, Kürecik istikametine doğru ise Ormankolu, Sarğani, Kalmışat, Xani Zöhre (Zöhre Damı) devamında Kürecik ve Şaran’la sınır Hopolar Mezrası var.
Erdal’ın evinin karşısında Yelekçe Dağı, arka cephesinde Sarıgedik var. Yelekçe Dağı, en az iki bin metre yüksekliğinde. Kışları soğuk ve karlı, yazları sıcak, esen rüzgâr efil efil… Yelekçe Dağı’nın göğe yakın yerinde “ziyaret” vardır. Ziyaret yöre halkı için bir umut kapısıdır. Darda kalanın çare aradığı kutsal bir yerdir. Burada, lokmalar bölüşülür, dilekler tutu- lurmuş.
1980’li yıllarda Yelekçe Dağı‘nın tepesine verici istasyonu yapıldı. Ziyaret yerine kazma vurulup, yasak bölge ilan edildi. Verici istasyonunun faaliyete geçmesiyle birlikte yöre insanlarının kutsalına yalnız pranga vurulup tel örgüler çekilmedi, bitki örtüsü de değişti. Armut, elma, kayısı, alıç gibi meyve ağaçları kurudu. Börtü böcek küsüp gitti…
Darıcalılar, 72 millete bir nazarla bakan, “incinsen de incitme, eline, diline, beline sahip ol” düşüncesini esas alan, başkasının mülküne el uzatmayı, namusuna dil uzatmayı “düşkünlük” sayan, “Bir olup pir olalım” deyişinin şiar belirlendiği, “yarin yanağından gayri her şeyin ortak olduğu” imece usulü yaşam tarzını benimseyen Alevi hakikatçıları pir bilirlerdi. Dumuklu Ali’yi, Haydari Mahsal ismi ile bilinen Büyük Kalender Ademoğlu’nu ermiş bilirlermiş… “Yuvası bozulan kuşun, yuvasına yuva yapılmaz,” diyerek Darıca’dan Afşin’e göçen, Berçenek’te türbesi bulunan Ermiş Ali Başık (Çakmak) ile Erdem Baba’nın anayurdu.
Erdal’ın köyü Darıca, sosyalistlerin uğrak yeri yeriydi. 1963 yılında İşçi Partisi’nin (TİP) Malatya’da parti binasını açmasıyla, Mihri Belli, Yaşar Kemal, Mehmet Ali Aybar gibi dönemin siyasetçilerin ağırlandığı bir köydür. TİP’in işçi ve köylülere yöne- lik yaptığı çalışma Darıca’da karşılık bulur. Köy, 68 Kuşağının genç devrimcilerine kucak açar, ekmeğini paylaşır, onlarla sırdaş olur.
Memed Ali Özdoğan (Xallaxurt) ve Çoban Hasan Mecit’in devrimcilerle yoldaşlıkları köyün başka bir mirası olarak hafızalarda canlı kalır.
Darıca, Sinan Cemgil, İbrahim Kaypakkaya, Kadir Man- ga, Metin Yıldırımtürk, Kenan Rıfkı Ertuğrul, Tuncer Sümer, Ali Taşyapan, Garbis Altunoğlu gibi devrimcilere ev sahipliği de yapar.
68 Kuşağının yarattığı devrimci ruh, köyde hayat bulur, 78 Kuşağıyla buluşur. 1970’in ikinci yarısından itibaren kadını, genci, yaşlısı, hatta çocukların örgütlü olduğu bu köyde; her ev bir okul işlevi görüyordu. Dünya klasikleri ve sosyalist yayın organları onlarca kişiyle birlikte okunup tartışılıyordu.
Deniz Gezmiş, Yılmaz Güney, İbrahim Kaypakkaya gibi devrimcilerin resimleri halı ve kilimlere işlenir, orak çekiçli resimler duvarlara çizilirdi.
12 Eylül 1980 faşist darbesinden sonra, köye yoğun baskılar yapılır. Jandarma köyü ablukaya alır, askeri cemseler köyden çıkmaz. İşkence, gözaltı ve tutuklamaların ardı arkası kesilmez. Kadını, genci, yaşlısı burada barınamaz hale gelir. Bu süreçte köyün mozaiği bozulur.
Ve göç…
Darıca’da göç, 12 Eylül darbesiyle başlamadı elbet. Köylüler, 1950’li yıllardan itibaren Antep, Adana, İzmir, İstanbul gibi Türkiye‘nin büyük kentlerine giderler. 1960’ın ikinci yarısından itibaren Avrupa’ya da adım atarlar. Göç, 12 Eylül faşist cuntasının siyasal saldırılarıyla doruğa ulaşır. Köyün nüfusu giderek azalır. Almanya’da büyük bir nüfusa ulaşan
Darıcalılar, Duisburg, Bielefeld, Krefeld… gibi kentlerde “kendi köylerini“ kurarlar.
Duisburg kentinden Hüseyin İlhan‘ın başkanlığını yaptığı Kültür ve Dayanışma Dernekleri de var. Derneğin yaptığı kültürel etkinliklere yüzlerce kişi katılır. Başta yoksul öğrenciler olmak üzere ihtiyaç sahibi birçok aileyle istikrarlı bir dayanışma içine girerler.
12 Eylül darbesinin tahribatı uzun bir süre kırılamadı.
Erdal, adı yasak, dili yasak doğduğu topraklara geldiğinde henüz 17 yaşındaydı.
Erdal, Ege’nin incisi İzmir’i, ailesini ve sevenlerini bırakıp özgürlük mücadelesi için yola çıktı, Kürecik’te yoldaşlarıyla buluştu. Kürecik, Elbistan ve Doğanşehir yöresinde faaliyet yürüttüler.
Erdal Kocakaya ve yoldaşlarının Kürecik’e gelmeleriyle, bölge devrimci kimliğiyle yeniden buluşur.
Küllerinde gizlenmiş kıvılcım gün yüzüne çıkar. 12 Eylül darbesiyle sindirilen Kürecikliler yeniden özgürlük mücadelesine katılırlar.
Bu yüzleşmenin ilk kayıpları Erdal Kocakaya ve yoldaşları oldu.
“Ömür masal gibidir.
Ne kadar uzun olduğu değil,
ne kadar güzel geçtiği önemlidir“
Thomas Eden
Özgürlük mücadelesinde de bu böyledir… Güneşi zapt edenlerin kısa yaşamı güzelliklerle doludur… Diktikleri bayrak elden ele geçer… Erdal gibi, 68 ve 78 Kuşağının bayrağını taşıyan nice gökçe fidanlar gibi…
Devamı için Arimazın Büyük Ateş Kitabından
Yazar Asaf Demirhan




